Geçmişten Günümüze Okçular Vakfı’nın Yolculuğu
İstanbul’un Fethi’nde Osmanlı okçu birlikleri etkin bir rol üstlenmiştir. Kuşatmanın ilk gününden kuşatmanın sonuna kadar gerek donanma savaşlarında gerekse kara savaşlarında yer alan okçu birlikleri kullanmış oldukları bütün taktik ve stratejileri uygulamışlardır. Kuşatmanın belirli vakitlerinde yoğun tir-i bârân harekatıyla Bizans kuvvetleri üzerinde baskı kurmayı başarmışlardır. İstanbul savunmasını komuta eden Cenevizli Kumandan Giustiniani’nin ve Kardinal Kievli İsidorino’nun 29 Mayıs 1453 günü kuşatmada ok ile vurulup yaralanması ve savaş alanından çekilmesi, İstanbul’un Fethi’ni sağlayan en önemli katkılardan birisi olmuştur.
Fatih Sultan Mehmed, savaş zamanında halkın burada zafer için dua etmesi ve barış zamanında okçuluk talimleri yapılması için 29 Mayıs 1453 günü İstanbul’un fethine binaen, okmeydanı arazisinin sınırlarını belirlemiş ve bu araziyi okçulara vakfetmiştir. Vakıf şartı olarak, bağ ve bahçe açılmaması, tarım arazisi yapılmaması, inşaat toprağı ve mezar yeri kazılmamasını hatta üstünden kuş dahi uçurtulmamasını emretmiştir. Söz konusu okmeydanı sınırları 8150 gez yani kabaca 5 km2 civarındadır.
Fatih Sultan Mehmed devrinde henüz okmeydanına bir tekke inşa edilmeden önce burada okçulara eğitim veren ve menzil yarışmalarını organize edip kontrol eden bir yönetici bulunmaktaydı. Bu yöneticilerin ilki bazı kaynaklara göre, Akşemseddin’in müritlerinden biri olan Şeyh Ali adında bir zattır.
Okmeydanında ilk menzil taşını diktiği iddia edilen ünlü bir kemankeş.
Tozkoparan İskender Arkurı Menzili’nde 1281,5 gez (846,5 m) mesafeye ok atarak Osmanlı tarihinin en uzun ok atma rekorunu kırmıştır. Bu rekor günümüzde hala geçilememiştir.
Tozkoparan İskender’in en büyük rakibi olan Bursalı Şüca, Arkurı Menzili’nde 1271,5 gez (839 m) mesafeye ok atarak Osmanlı ve dünya tarihinin en uzun ikinci rekoruna sahip olmuştur. Bu rekor da günümüzde hala geçilebilmiş değildir.
Sultan II. Bayezid zamanında Fatih Sultan Mehmed tarafından okçular için vakfedilen Okmeydanı arazisi üzerine okçular için bir tekke ve bir mescid inşa edilmiştir.
Okmeydanına bir tekke inşa edildikten sonra buraya “zaviyedar” olarak Mahmud Dede adında bir derviş atanmıştır.
Kaynaklarda “pir-i pişkadem-i ramiyan ve reis-i hattatin” olarak geçen Şeyh Hamdullah Efendi, hem Okmeydanı Okçular Tekkesi’nin en meşhur şeyhlerinden hem de Osmanlı hat sanatının önde gelen sanatçılarından biridir. Hicri 911 tarihinde 1105,5 gez (729 m) mesafeye ok atarak menzil taşı dikmiştir.
16. yüzyıl başlarında meydan şeyhliği yaptığı bilinen Uncu Şuca, 983,5 gez (649 m) mesafeye ok atarak menzil taşı dikmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeliğinden beri hizmetinde bulunan Miralem Ahmed Ağa, kendi adı ile anılan menzilde, 1271 gez (838 m) uzaklığa ok atarak dünya ve Osmanlı tarihinin üçüncü en uzun menzilini atmıştır.
IV. Murad devrinde meydan şeyhliği yaptığı bilinen Hacı Süleyman IV. Murad’ın da hocasıdır.
VI. Murad 1070,5 gez (706 m) uzaklığa ok atarak menzil taşı dikmiştir.
Ali Hoca Hacı Süleyman’dan sonra meydan şeyhliği yaptığı tahmin edilen kemankeştir.
En meşhur meydan şeyhlerinden biri olan Eski Saray İmamı Mehmed Efendi aynı zamanda yaptığı Tarz-ı Has tipi oklarla da tanınmaktadır. 1665 yılında vefat etmiştir.
Eski Saray İmamı Mehmed Efendi’nin 1665 yılında vefat etmesiyle okçu ve yaycı esnafı, okmeydanı tekkesi ve arazisine gayr-i meşru olarak el koyarak işgal etmiş ve dönemin yaycılar loncası lideri meydan şeyhliği makamını 16 yıl boyunca gasp etmiştir. Bu dönemde Fatih Sultan Mehmed’in vakıf şartlarına aykırı olarak bazı kaynaklara göre 30.000-40.000 bazı kaynaklara göre ise 80.000 civarında mezar yeri satılmıştır.
Üsküdar'da bulunan Yenivalide Cami’nin katibi olan Abdullah Efendi, yaycı ve okçu esnafının Okmeydanı’na uyguladıkları işgali ortadan kaldırdığı için meydan şeyhi olarak seçilmiştir. Vefat ettiği 1691 tarihine kadar görevini sürdüren Katip Abdullah Efendi, Kanunname-i Rumat, Tezkire-i Rumat ve Kavaidü’r-Remy adında 3 telif eser yazmıştır. Ayrıca okçuluk Sicil Defterini de başlattığı düşünülmektedir.
1682-1904 tarihleri arasında okmeydanında faaliyet gösteren bütün meydan şeyhleri ve kemankeşlerin isimlerinin yazılı olduğu defterdir. Bu deftere isim yazdırabilmek için bir kemankeşin ya pişrev oku ile en az 900 gez, ya yeksuvar oku ile en az 850 gez ya da hâki oku ile en az 830 gez uzaklığa ok atması gerekirdi.
Kâtip Abdullah Efendi’nin yazdığı düşünülen ilk eser Kânunnâme-i Rumât adlı telif eseridir. XVII. yüzyılda okçu ve yaycı esnaf grubunun Okmeydanı arazisine ve Okmeydanı Tekkesi’ne yaptıkları gayr-i meşru müdahaleyi dönemin padişahı IV. Mehmed’e bildirerek önledikten sonra, Osmanlı Devleti bünyesinde bulunan bütün kemankeşlerin uyması için bir kanunname hazırlamıştır. Daha sonra hazırladığı kanunnameyi IV. Mehmed’e onaylatmış ve yürürlüğe koydurmuştur. Her yeni gelen padişah bu kanunnameyi onaylayarak Osmanlı Devleti’nde yapılan ok atıcılığının kanunnamede belirlenen kurallar çerçevesinde ilerlemesini istemişlerdir.
1691 - 1715 tarihleri arasında meydan şeyhliği yapmış, Ağalar Menzili, Haki Menzili ve Azmayiş Menzili’nde menzil taşı dikmiş usta bir kemankeştir.
Asıl adı Hacı Abdizade İbrahim olan İbrahim Efendi’nin “Kaddi” mahlasıyla yazdığı şiirleri bulunmaktadır. Ayrıca İmam Menzili’nde bir menzil taşı dikmiştir.
Hicri 1097 (1665-66) tarihinde kabza aldığı bilinen Kırkçeşmeli Mustafa Efendi Kaddi İbrahim Efendi’den sonra 1 yıl meydan şeyhliği yapmıştır.
Eminönü’nde bulunan Yeni Cami Katibi Ahmed Efendi 1715 tarihinde kabza almış ve 1722-1750 tarihleri arasında meydan şeyhliği yapmıştır.
1723 tarihinde kabza alan İsmail Çelebi 1750 yılında meydan şeyhi olarak atanmış ve 1777 tarihine kadar bu görevi sürdürmüştür.
1777-1790 yılları arasında meydan şeyhliği yapmıştır. Ayrıca başarılı bir hat ustasıdır.
III. Selim’in beratı ile meydan şeyhliğine atanan Halil efendi 1796 tarihine kadar bu görevi sürdürmüştür.
III. Selim 1012 gez (627 m) gez uzağa ok atarak menzil taşı dikmiştir.
Okmeydanı Okçular Tekkesine “vekaleten” atanan ilk şeyh Bizeban Ali Efendi’dir. Halil Efendi’den sonra 2 sene vekaleten meydan şeyhliği yapmıştır.
1166/1752-53 tarihinde kabza alarak adını kemankeş sicil defterine yazdıran Mustafa Nazifi Ağa, 1798 yılında meydan şeyhi olarak atanmıştır.
1809-1811 tarihleri arasında meydan şeyhliği yapan Mehmed Hafid Efendi aynı zamanda da Anadolu Kazaskerliği görevinde bulunmuştur.
1811 tarihinde Binyüzcü Hafız Ahmed Efendi ile beraber Okmeydanı Tekkesi Şeyhliği’ne atanan Şakir Ağa 1816 tarihine kadar bu görevi vekaleten sürdürmüş, Hafız Ahmed Efendi’nin 1861 yılında resmen atanması ile vekaleten yürüttüğü bu görevi de son bulmuştur.
1811 yılında meydan şeyhliği görevinde vekaleten bulunan Ahmed Efendi, 1816 yılında bu göreve resmen atanmış ve 1821 tarihinde intihar edene kadar bu görevde kalmıştır.
Okçular Tekkesi’nin 22. meydan şeyhidir.
- Emin Menzili 1. 1831 tarihli menzil taşı - 1199 gez (791 m) 2. 1836 tarihli menzil taşı - 1201,5 gez (793 m) - Ekşi Menzili 3. 1832 tarihli menzil taşı - 1196,5 gez (789 m) 4. 1835 tarihli menzil taşı - 1219,5 gez (804 m) - İkinci Mahmud Menzili 5. 1833 tarihli menzil taşı - 1215,5 gez (802 m) 6. 1834 tarihli menzil taşı - 1225,5 gez (808 m) - Nakkaş Menzili 7. 1834 tarihli menzil taşı - 1102,5 gez (727 m) - Abdullah Efendi (Dirhem) Menzili 8. 1834 tarihli menzil taşı - 1111 gez (733 m) - Cerrah Yeri Menzili 9. 1835 tarihli menzil taşı - 1184,5 gez (781 m) - Topyeri Menzili 10. 1835 tarihli menzil taşı - 1221 gez (805 m) 11. 1836 tarihli menzil taşı - 1228 gez (810 m)
1839-1850 tarihleri arasında meydan şeyhliği yapmıştır. Şeyhliği döneminde Sultan Abdülmecid kendisinden kabza almıştır
II. Mahmud’un emriyle Mustafa Kani Bey tarafından kaleme alınan Telhîs-i Risaliyât-ı Rumât adlı eser, Osmanlı okçuluk literatürünün en ayrıntılı ve en fazla bilgi veren eseridir. Okçuluk ile ilgili hemen hemen her konuya değinilen eserde, okçuluğun dini önemi, ok ve yay yapım teknikleri, II. Mahmud devrine kadar okmeydanı'nda açılmış menziller ve bu menzillerde faaliyet gösteren kemankeşler ve hatta okçuluk ekipmanlarına kadar her konuya tüm detayları ile değinilmiş bir eserdir. Ayrıca eserin sonunda ok ve yay yapımına dair teknik çizimler de bulunmaktadır.
1233/1817-18 tarihinde kabza alarak adını Okçuluk Sicil Defteri’ne yazdıran İbrahim Naşid Ağa, 10 yıl meydan şeyhliği görevinde kalmıştır.
Telhîs-i Risâliyât-ı Rumât adlı eserin yazarı Mustafa Kani Bey’in oğlu olan Ahmed Abdurrauf Bey, 1263/1845-46 tarihinde kabza almış ve 1865’den 1904 tarihine kadar meydan şeyhliği görevini sürdürmüştür.
Mustafa Kani Bey’in torunu, Ahmed Abdurrauf Bey’in de oğlu olan Mustafa Muti Efendi 1867 tarihinde babasından kabza almış ve 1904 tarihinde de meydan şeyhliğine atanmıştır.
Okçular Tekkesi Son Şeyhi Muti Vefat Etti ve Okçular Tekkesi’ne Bir Daha Şeyh Ataması Yapılmadı.
Halim Baki Kunter, Fazıl Özok, Necmeddin Okyay ve Vakkas Okatan gibi isimlerin öncülüğünde Türk Okçuluğunu tanıtmak ve yaşatmak maksadıyla İstanbul Beyoğlu’nda Ok Spor Kurumu kuruldu. Okmeydanı Okçular Tekkesi’nin aslına göre yeniden ihya edilmesi için birçok faaliyette bulunan Ok Spor Kurumunun temsilcileri ayrıca, Türk Okçuluğunun tanınırlığını arttırmak adına birçok bilimsel faliyette de bulunmuşlardır.
Yücel Cavkaytar, Fransa’da düzenlenen Avrupa Okçuluk Şampiyonasında birincilik kazandı. Aynı yıl Türkiye’de yılın sporcusu seçildi.
Paris’te düzenlenen Avrupa Okçuluk Şampiyonası’nda en yakın rakibine 90 metre farkla ve 497 metre mesafeye ok atarak şampiyon oldu.
Okçular Tekkesi neredeyse bir asır sonra restorasyon ve restitüsyon çalışmaları nihayetinde İstanbul’un fethinin 560. yıl dönümünde tekrar kapılarını okçulara açtı.
Uluslararası okçuluk müsabakası olan Fetih Kupası Okçular Tekkesi’nde ilkkez düzenlendi.
Okçu Cüneyt Öztan 505, 11 m mesafeye ok atarak menzil okçuluğunda bir rekora imza attı.
Mete Gazoz, 2021 yılında düzenlenen Tokyo 2020 olimpiyatlarında şampiyon olarak okçuluk branşında ilk altın madalyayı almaya hak kazandı.
Okçu Hüseyin Çalışkan, 571,84 m Mesafeye ok atarak Cumhuriyet devrinin en uzak rekorunu kırdı.
Mete Gazoz’un 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda elde ettiği şampiyonluğun anısına Okmeydanı’nın tarihi geleneklerine uygun olarak nişan taşı dikildi.
Öznur Cüre Girdi’nin 2024 Paris Paralimpik Oyunlarında Altın Madalya elde etmesinin ardından bu başarının hatırasını yaşatmak adına Okmeydanı’na nişan taşı dikildi.